20 Aralık 2009 Pazar

Yeni Yıl


ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ: Hıristiyan'ların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır. Türkler'in, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz. Türkler'de güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor. Bayramın adı NARDUGAN (nar=güneş,tugan, dugan=doğan) Doğan güneş. Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş. Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş.Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunuda Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum" denilen, güneşin yeniden doğuşu" > Sümerolog> Prof. Dr. Muazzez İlmiye ÇIĞ>

29 Ekim 2009 Perşembe


6 adımda domuz gribinden korunun

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

Ellerinizi sık sık yıkayın

Ellerinizle yüzünüze dokunmayın. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız ( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp Enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

3. önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunan virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatta kalamaz.

Kaynak: Milliyet

27 Ağustos 2009 Perşembe

Alternatif Düşünce





DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN KALIPLAR


Yeni bir Çağın eşiğindeyiz bence; insanoğlu artık ilgisini ve algısını bilinmeyene ve alternatif realitelere çeviriyor. Kuantum fiziğin de bize gösterdiği gibi ışığın hem parçacık hemde dalga olduğu; gözlemleyenlere göre biçim değiştirdiği ispatlanmıştır. Klasik fizik bilgilerimizi alt üst eden deneyler bizlerede determinizmi terk etme gerekliliği getiriyor. Determinizme göre insan iradesinin zorunlu nedenler zincirine etkisi yoktur; olayların meydana gelişinde nedenlerin gücü bulunmaktadır, nedensellik ilkesi determinizmde temel ilke olarak kabul edilir ve buna göre evrende akli bir yapı ve düzen vardır, neden ve durum bilgisine sahip olursanız o neden ve durumların ortaya çıkaracağı olaylarında bilgisine sahip olursunuz. Kuantum kuramı ise bunun tamamen aksi olduğunu ispat etmiştir. Kuantum Fiziğinde değişkenler süreksiz olup ani sıçrayışlar ile bir durumdan diğerine geçişler olur. Gözleyen ile gözlenen kuantumda ayrı tutulmaz; herbiri diğerini etkileyip değiştirebilir. Çağımız teknolojiden, bilime,felsefeye kadar kuantum fiziğinden yararlanmakta ve herşeyin mümkün olduğu hayal veya ütopik kelimelerinin sözlüğümüzden çıkacağı bir milenyuma doğru hızla ilerlemektedir. Buna teknoloji alanında en güzel örnek I.B.M. 2000 yılında 5- qubitlik bir bilgisayar geliştirdi. Geleneksel Aristo mantığı ile  kurulmuş günümüz bilgisayarları saniyede milyarlar düzeyinde işlem yaparken bu bilgisayar saniyede 10 trilyon işlem yapabilmektedir. Günümüzde çok daha fazla insan pozitif bilimler dalinda eğitim de almış olsalar da alternatif realitelere ilgi duymaya başlamışlardır. İnsan beyninin hala çözülmemiş gizemleri çözüldüğünde, kimbilir % 20 sini değilde % 100 ünü kullanmaya başladığımızda neler olacaktır.Şu anda bile bir çok insan salt beyin gücü ile farklı deneyimler yaşamakta ve bunları nasıl daha fazla geliştirilebilirin üzerinde çalışmaktadır. Her geçen gün daha fazla tıp doktoru akapunktur, E.F.T.,kuantum touch,nlp, fitoterapi gibi alanlara yöneliyor bu konularda uzmanlaşmaya çalışıyorlar. Hali hazırda gerek yaşam koçluğu olsun gerekse de diğer dallarda Amerika'da üniversiteler de bölümler açılmaktadır.
İnsanlık adına söylenecek her şey söylendi mevcut yöntem ve teknikler yetersiz kalmaya başladı yani bir anlamda deniz bitti bu yüzden alternatif ve yeni çözümler üretmek gerekiyor. Danışanlarım için araştırmalar yaparken farklı teknikler ile karşılaştım bu tekniklerin bazılarını kendimde ve yakınlarımda denedim % 90 gibi inanılmaz başarılar yaşadık, hatta ben böyle şeylere inanmam diyenlere fark etmez bende inanmıyorum denemekten zarar gelmez dediğimde bile başarılı oldu bu teknikler. Sizlere zaman zaman bu tekniklerden de örnekler yazacağım. Deneyin ne kaybedersiniz.
Yüzüncü maymun fenomeni diye bir kuram vardır buna göre yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insan tarafından biliniyorsa bu yenilik sadece o insanlara ait bir şey olur. Ama bilenlerin sayısı belirli bir kritik noktaya ulaştığı an sadece bir kişinin daha katılımı ile toplum bilincinin aşama geçirmesi sağlanıyor yeni düşünce birdenbire herkes tarafından düşünülüyor ve uygulanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası.
Canlı cansız herşeyi birbirine bağlayan enerji ağı içinde sadece tek bir kişinin başlattığı değişimin diğer insanlarıda zaman içinde etkilemesi ile bir kuantum sıçraması yaratılıyor.
İnsanın insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. '' Yüzüncü Maymun '' belki de sizsiniz.
 

16 Ağustos 2009 Pazar

DEĞİŞİM



DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR

Özde hepimiz tam ve eksiksiziz ama hayat yolculuğumuzda istem dışı bir takım negatif düşünce ve davranışlar ediniriz. Bunları değiştirmek, değişmek istermisiniz? Kim istemez; hiç kimse olduğu yerde saymak ,kendini tekrarlamak istemez.Değişmek ve gelişmek insanın doğasında vardır. Öyle olmasa hala Taş Devrinde yaşıyor olurduk.
Nasıl ve nereden başlamanız gerktiğini bilmiyorsanız önce hayatınızda değiştirmek istediğiniz her şeyin bir listesini çıkarın.  Size önereceğim değişimleri hayatınıza uygularsanız emin olun ki yaptığınız her değişiklik zincirleme olarak hayatınızın tüm yönlerini etkileyecektir. Yeterki ilk adımı atın, isteyin ve değişmeye bir yerden başlayın. Unutmayın ki başlamak bitirmenin yarısıdır.
Aynanın karşısına geçin; duruşunuzu, kıyafetlerinizi,dışarıya yansıttığınız sizi inceleyin. Pozitif bir enerji yayıyorsanız,  kendinizden emin bir duruşunuz varsa ve halinizden memnun iseniz harika; eğer bunlardan birinden veya hepsinden memnun değilseniz hemen değiştirin. Beyninize göndereceğiniz bu görsel pozitif mesaj ile ruhsal durumunuzuda iyileştirmek için büyük bir adım atmış olursunuz. Görsel olarak kendinizde yapacağınız değişiklik  size özgüven ve özsaygı kazandıracak, çevreden alacağınız olumlu geribildirimler ile de gururunuz okşanacaktır. Bezgin ve derbeder görünümünüz ile siz kendinize saygı göstermezseniz  başkalarının size saygı göstermesini nasıl beklersiniz ?
Sakin ve sessiz bir ortam yaratın ve bir süreliğine içinize dönün, ruhunuza bakın. Geçmiş de mi sıkışıp kaldınız yoksa gelecek kaygısı mı sizi eziyor. Geçmişi değiştirmek elinizde değildir, kötü anılarınızı, size yapılanları, sizin yaptıklarınızı affedin. unutun, gömün. Geleceği tam olarak bilemezsenizde şekillendirmek için şu anda yapabilecekleriniz vardır. Kısaca geçmişi ve geleceği bırakın ana odaklanın. Değerli enerjinizi olsaydı, olmasaydı,olacakmı,olmayacakmı lara harcamaktan vaz geçin. Şu anda yapacağınız çok daha gerçek ve değerli işleriniz var; buna odaklanın.
Kendinize hedefler koyun ve düşüncelerinizi bu hedeflere yoğunlaştırın unutmayın düşünce ışıktan hızlıdır. Dilinizden ve düşüncelerinizden,ben yapamam, başaramam,olmaz gibi negatif kelimeleri kaldırın; her şeyin mümkün olduğu bir dünyada yaşadığımızı siz de biliyorsunuz. Hedefleyin, düşünün,netleştirip uygulayın. Kendinizi bu doğrultular da değiştirdiğiniz zaman yaptığınız her değişiklik davranışlarınıza da yansıyacak hedefleriniz doğrultusunda yaşamaya ve davranmaya başlıyacaksınızdır. 



14 Ağustos 2009 Cuma

Hobi





NEDEN HOBİ OLARAK SPOR

Aslında sporu hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmememiz gerekir. Ama toplumca biz sporu nedense hobi olarak görür, çoğu zamanda yapmamak adına bir çok bahane uydururuz.Bunun tek çözümü ise  sporu hayatımızın doğal parçalarından biri haline getirmektir  Nasıl ki işe gitmek, yemek yemek, uyumak bizim doğal ve otomatik olarak yaptığımız şeyler ise spor da bunlardan biri olmak zorundadır. Hayatınızı bu şekilde düzenlediğiniz zaman spor yapmak size yük değil doğal akışta olması gereken bir alışkanlık, yaşam tarzınız haline gelecektir. Unutmayın ki edindiğiniz tüm alışkanlıklara belirli bir zaman geçtikten sonra sahip oldunuz. Sporu yaşam tarzınız haline getiremiyorsanız en azından hobilerinizin en başına koyun. Çocuklarınızı spor yapmaya teşvik edin onlarla beraber spor yapın, kimbilir belki Türkiye'nin veye Dünya'nın gelecekteki başarılı sporcularını ilk siz keşif edeceksinizdir.
Çocuklarınızı derslerini ihmal eder diye spor yapmaktan alıkoymayın. Daha az televizyon seyredip,daha az bilgisayar başında vakit geçirerek beden ve ruhu için sonsuz faydaları olan spora haftada üç gün bir saat ayıracak zamanı mutlaka bulabilirsiniz. Yaptığım öğrenci koçluğunda mutlaka sporu eklerim. Stanford Üniversite'sinde gençler ve yetişkinler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda bunu desteklemektedir.

Çocuk ve gençlerde:
  • Fazla enerjilerini spor ile boşaltarak derslere daha fazla konsantre olmak.
  • Saldırganlık ve öfkeyi kontrol edebilme.
  • Sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak tutma, çok daha az sorunlu bir ergenlik dönemi geçirme.
  • Sosyalleşme, özgüven ve sağlıklı ilişkiler kurma.
  • Beslenmelerine dikkat edecekleri, bu tarz alışkanlıkları hayat biçimleri olarak kabul edecekleri için sağlıklı bir yaşam.
  • Beyinlerinin sağ ve sol loblarını aynı anda çalıştırdıkları için hem matematiksel hem de sosyal zekalarında çok daha fazla başarı.
  • Odaklanma ve sorun çözme kabiliyetlerinde büyük gelişme kaydetme.
  • Takım ruhuna sahip oldukları için yaşamları boyunca iş ve sosyal hayatlarında daha paylaşımcı ve başarılı olmak.
  • İletişim ve kendilerini ifade güçlerinin artması.
Sonuç olarak da sizlere başarılı; kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler yetiştirmenin keyfi ve gururu kalır.

Yetişkinlerde:
  • Öncelikle sağlıklı bir yaşam ve kimseye muhtaç olmadan geçireceğiniz kaliteli bir hayat.
  • Hareket kabiliyetizde artış çok daha esnek ağrılar ve kireçlenmelerden uzak bir vücut.
  • Aynaya baktığınızda, dinç ve dinamik  görüntünüzün size getirdiği özgüven ve tatmin duygusu.
  • Değişen ruh haliniz ile yaşama daha fazla bağlılık ve zevk almak. Depresyondan uzak durmak.
  • Yeni bir sosyal çevre ve kendini yalnız ve yararsız hissetme durumundan kurtulma.
  • Endorfin seviyenizdeki artış nedeni ile kendinizi mutlu hissetme.
  • Kalp damar hastalıkları, kemik erimesi ,unutkanlık gibi yaşlılığa bağlı hastalıklara yakalanmama.
  • Kaslarda güçlenme ve kemik yoğunluğunuzun artması.
  • Bağışıklık sisteminizin güçlenmesi. vs. vs.
Yetişkinlere getireceği faydalar ise; toplum ve çocuklarınız tarafından takdir edilmek,sevilmek ve onlara rolmodel olmanın gururu ile sonsuz bir ruh dinginliği ve özgüvendir.

Spor yapabileceğiniz bazı kulüpler ve adresleri.

Adana ve çevresi:
  • Adana Atlı Spor Kulübü
tel:0322 34410 10
  • Slam Dunk Basketbol Okulu
tel:0322 459 19 11
  • Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü
tel:0322 235 14 12

Ankara:
  • Ankara Üniversitesi Spor Kulübü
tel:0312 444 02 74

İstanbul:
  • Enka Spor Okulları
tel:0212 276 22 97
  • Taç Spor Kulübü
tel:0216 576 90 47