20 Aralık 2009 Pazar

Yeni Yıl


ÇAM SÜSLEME GELENEĞİ: Hıristiyan'ların İsa'nın doğuşu olarak kutladığı Noel bayramı, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır. Türkler'in, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna hayat ağacı diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz. Türkler'de güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu güneşin zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneşin yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor. Bayramın adı NARDUGAN (nar=güneş,tugan, dugan=doğan) Doğan güneş. Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen'e dualar ediyorlar. Duaları Tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrıdan. Bu bayram için, evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar.
Yaşlılar, büyük babalar, nineler ziyaret ediliyor, aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar.Yedikleri; yaş ve kuru meyveler, özel yemek ve şekerleme. Bayram, aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş. Akçam ağacı yalnız Orta Asya'da yetişiyormuş. Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş.Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunuda Hunların Avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "Doğum" denilen, güneşin yeniden doğuşu" > Sümerolog> Prof. Dr. Muazzez İlmiye ÇIĞ>

29 Ekim 2009 Perşembe


6 adımda domuz gribinden korunun

Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok basit önlemleri uygulayabiliriz.

Ellerinizi sık sık yıkayın

Ellerinizle yüzünüze dokunmayın. Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi bir yerine dokunmaktan kaçınınız.

Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız ( tuza güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 'in boğaz ve burun boşluklarında çoğalıp Enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık, tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi küçümsemeyiniz.

3. önleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu yolla burnunuzda bulunan virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış olursunuz.

Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte alınız.

Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden içebildiğiniz kadar çok içiniz. Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak götürürler. H1 N1 virüsü mide'de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve hayatta kalamaz.

Kaynak: Milliyet

27 Ağustos 2009 Perşembe

Alternatif Düşünce





DEĞİŞEN DÜNYA DEĞİŞEN KALIPLAR


Yeni bir Çağın eşiğindeyiz bence; insanoğlu artık ilgisini ve algısını bilinmeyene ve alternatif realitelere çeviriyor. Kuantum fiziğin de bize gösterdiği gibi ışığın hem parçacık hemde dalga olduğu; gözlemleyenlere göre biçim değiştirdiği ispatlanmıştır. Klasik fizik bilgilerimizi alt üst eden deneyler bizlerede determinizmi terk etme gerekliliği getiriyor. Determinizme göre insan iradesinin zorunlu nedenler zincirine etkisi yoktur; olayların meydana gelişinde nedenlerin gücü bulunmaktadır, nedensellik ilkesi determinizmde temel ilke olarak kabul edilir ve buna göre evrende akli bir yapı ve düzen vardır, neden ve durum bilgisine sahip olursanız o neden ve durumların ortaya çıkaracağı olaylarında bilgisine sahip olursunuz. Kuantum kuramı ise bunun tamamen aksi olduğunu ispat etmiştir. Kuantum Fiziğinde değişkenler süreksiz olup ani sıçrayışlar ile bir durumdan diğerine geçişler olur. Gözleyen ile gözlenen kuantumda ayrı tutulmaz; herbiri diğerini etkileyip değiştirebilir. Çağımız teknolojiden, bilime,felsefeye kadar kuantum fiziğinden yararlanmakta ve herşeyin mümkün olduğu hayal veya ütopik kelimelerinin sözlüğümüzden çıkacağı bir milenyuma doğru hızla ilerlemektedir. Buna teknoloji alanında en güzel örnek I.B.M. 2000 yılında 5- qubitlik bir bilgisayar geliştirdi. Geleneksel Aristo mantığı ile  kurulmuş günümüz bilgisayarları saniyede milyarlar düzeyinde işlem yaparken bu bilgisayar saniyede 10 trilyon işlem yapabilmektedir. Günümüzde çok daha fazla insan pozitif bilimler dalinda eğitim de almış olsalar da alternatif realitelere ilgi duymaya başlamışlardır. İnsan beyninin hala çözülmemiş gizemleri çözüldüğünde, kimbilir % 20 sini değilde % 100 ünü kullanmaya başladığımızda neler olacaktır.Şu anda bile bir çok insan salt beyin gücü ile farklı deneyimler yaşamakta ve bunları nasıl daha fazla geliştirilebilirin üzerinde çalışmaktadır. Her geçen gün daha fazla tıp doktoru akapunktur, E.F.T.,kuantum touch,nlp, fitoterapi gibi alanlara yöneliyor bu konularda uzmanlaşmaya çalışıyorlar. Hali hazırda gerek yaşam koçluğu olsun gerekse de diğer dallarda Amerika'da üniversiteler de bölümler açılmaktadır.
İnsanlık adına söylenecek her şey söylendi mevcut yöntem ve teknikler yetersiz kalmaya başladı yani bir anlamda deniz bitti bu yüzden alternatif ve yeni çözümler üretmek gerekiyor. Danışanlarım için araştırmalar yaparken farklı teknikler ile karşılaştım bu tekniklerin bazılarını kendimde ve yakınlarımda denedim % 90 gibi inanılmaz başarılar yaşadık, hatta ben böyle şeylere inanmam diyenlere fark etmez bende inanmıyorum denemekten zarar gelmez dediğimde bile başarılı oldu bu teknikler. Sizlere zaman zaman bu tekniklerden de örnekler yazacağım. Deneyin ne kaybedersiniz.
Yüzüncü maymun fenomeni diye bir kuram vardır buna göre yeni bir düşünce, yeni bir yol, toplumda sadece belirli sayıda insan tarafından biliniyorsa bu yenilik sadece o insanlara ait bir şey olur. Ama bilenlerin sayısı belirli bir kritik noktaya ulaştığı an sadece bir kişinin daha katılımı ile toplum bilincinin aşama geçirmesi sağlanıyor yeni düşünce birdenbire herkes tarafından düşünülüyor ve uygulanıyor. Niceliğin niteliğe dönüşme noktası.
Canlı cansız herşeyi birbirine bağlayan enerji ağı içinde sadece tek bir kişinin başlattığı değişimin diğer insanlarıda zaman içinde etkilemesi ile bir kuantum sıçraması yaratılıyor.
İnsanın insanlık boyutunda devrim yapabilmesi için yüzüncü maymunun aralarına katılmasını bekliyorlar. '' Yüzüncü Maymun '' belki de sizsiniz.
 

16 Ağustos 2009 Pazar

DEĞİŞİM



DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİMİN KENDİSİDİR

Özde hepimiz tam ve eksiksiziz ama hayat yolculuğumuzda istem dışı bir takım negatif düşünce ve davranışlar ediniriz. Bunları değiştirmek, değişmek istermisiniz? Kim istemez; hiç kimse olduğu yerde saymak ,kendini tekrarlamak istemez.Değişmek ve gelişmek insanın doğasında vardır. Öyle olmasa hala Taş Devrinde yaşıyor olurduk.
Nasıl ve nereden başlamanız gerktiğini bilmiyorsanız önce hayatınızda değiştirmek istediğiniz her şeyin bir listesini çıkarın.  Size önereceğim değişimleri hayatınıza uygularsanız emin olun ki yaptığınız her değişiklik zincirleme olarak hayatınızın tüm yönlerini etkileyecektir. Yeterki ilk adımı atın, isteyin ve değişmeye bir yerden başlayın. Unutmayın ki başlamak bitirmenin yarısıdır.
Aynanın karşısına geçin; duruşunuzu, kıyafetlerinizi,dışarıya yansıttığınız sizi inceleyin. Pozitif bir enerji yayıyorsanız,  kendinizden emin bir duruşunuz varsa ve halinizden memnun iseniz harika; eğer bunlardan birinden veya hepsinden memnun değilseniz hemen değiştirin. Beyninize göndereceğiniz bu görsel pozitif mesaj ile ruhsal durumunuzuda iyileştirmek için büyük bir adım atmış olursunuz. Görsel olarak kendinizde yapacağınız değişiklik  size özgüven ve özsaygı kazandıracak, çevreden alacağınız olumlu geribildirimler ile de gururunuz okşanacaktır. Bezgin ve derbeder görünümünüz ile siz kendinize saygı göstermezseniz  başkalarının size saygı göstermesini nasıl beklersiniz ?
Sakin ve sessiz bir ortam yaratın ve bir süreliğine içinize dönün, ruhunuza bakın. Geçmiş de mi sıkışıp kaldınız yoksa gelecek kaygısı mı sizi eziyor. Geçmişi değiştirmek elinizde değildir, kötü anılarınızı, size yapılanları, sizin yaptıklarınızı affedin. unutun, gömün. Geleceği tam olarak bilemezsenizde şekillendirmek için şu anda yapabilecekleriniz vardır. Kısaca geçmişi ve geleceği bırakın ana odaklanın. Değerli enerjinizi olsaydı, olmasaydı,olacakmı,olmayacakmı lara harcamaktan vaz geçin. Şu anda yapacağınız çok daha gerçek ve değerli işleriniz var; buna odaklanın.
Kendinize hedefler koyun ve düşüncelerinizi bu hedeflere yoğunlaştırın unutmayın düşünce ışıktan hızlıdır. Dilinizden ve düşüncelerinizden,ben yapamam, başaramam,olmaz gibi negatif kelimeleri kaldırın; her şeyin mümkün olduğu bir dünyada yaşadığımızı siz de biliyorsunuz. Hedefleyin, düşünün,netleştirip uygulayın. Kendinizi bu doğrultular da değiştirdiğiniz zaman yaptığınız her değişiklik davranışlarınıza da yansıyacak hedefleriniz doğrultusunda yaşamaya ve davranmaya başlıyacaksınızdır. 



14 Ağustos 2009 Cuma

Hobi





NEDEN HOBİ OLARAK SPOR

Aslında sporu hayatımızın ayrılmaz bir parçası olarak görmememiz gerekir. Ama toplumca biz sporu nedense hobi olarak görür, çoğu zamanda yapmamak adına bir çok bahane uydururuz.Bunun tek çözümü ise  sporu hayatımızın doğal parçalarından biri haline getirmektir  Nasıl ki işe gitmek, yemek yemek, uyumak bizim doğal ve otomatik olarak yaptığımız şeyler ise spor da bunlardan biri olmak zorundadır. Hayatınızı bu şekilde düzenlediğiniz zaman spor yapmak size yük değil doğal akışta olması gereken bir alışkanlık, yaşam tarzınız haline gelecektir. Unutmayın ki edindiğiniz tüm alışkanlıklara belirli bir zaman geçtikten sonra sahip oldunuz. Sporu yaşam tarzınız haline getiremiyorsanız en azından hobilerinizin en başına koyun. Çocuklarınızı spor yapmaya teşvik edin onlarla beraber spor yapın, kimbilir belki Türkiye'nin veye Dünya'nın gelecekteki başarılı sporcularını ilk siz keşif edeceksinizdir.
Çocuklarınızı derslerini ihmal eder diye spor yapmaktan alıkoymayın. Daha az televizyon seyredip,daha az bilgisayar başında vakit geçirerek beden ve ruhu için sonsuz faydaları olan spora haftada üç gün bir saat ayıracak zamanı mutlaka bulabilirsiniz. Yaptığım öğrenci koçluğunda mutlaka sporu eklerim. Stanford Üniversite'sinde gençler ve yetişkinler üzerinde yapılan bilimsel araştırmalarda bunu desteklemektedir.

Çocuk ve gençlerde:
  • Fazla enerjilerini spor ile boşaltarak derslere daha fazla konsantre olmak.
  • Saldırganlık ve öfkeyi kontrol edebilme.
  • Sigara, alkol ve uyuşturucudan uzak tutma, çok daha az sorunlu bir ergenlik dönemi geçirme.
  • Sosyalleşme, özgüven ve sağlıklı ilişkiler kurma.
  • Beslenmelerine dikkat edecekleri, bu tarz alışkanlıkları hayat biçimleri olarak kabul edecekleri için sağlıklı bir yaşam.
  • Beyinlerinin sağ ve sol loblarını aynı anda çalıştırdıkları için hem matematiksel hem de sosyal zekalarında çok daha fazla başarı.
  • Odaklanma ve sorun çözme kabiliyetlerinde büyük gelişme kaydetme.
  • Takım ruhuna sahip oldukları için yaşamları boyunca iş ve sosyal hayatlarında daha paylaşımcı ve başarılı olmak.
  • İletişim ve kendilerini ifade güçlerinin artması.
Sonuç olarak da sizlere başarılı; kendi ayakları üzerinde durabilen bireyler yetiştirmenin keyfi ve gururu kalır.

Yetişkinlerde:
  • Öncelikle sağlıklı bir yaşam ve kimseye muhtaç olmadan geçireceğiniz kaliteli bir hayat.
  • Hareket kabiliyetizde artış çok daha esnek ağrılar ve kireçlenmelerden uzak bir vücut.
  • Aynaya baktığınızda, dinç ve dinamik  görüntünüzün size getirdiği özgüven ve tatmin duygusu.
  • Değişen ruh haliniz ile yaşama daha fazla bağlılık ve zevk almak. Depresyondan uzak durmak.
  • Yeni bir sosyal çevre ve kendini yalnız ve yararsız hissetme durumundan kurtulma.
  • Endorfin seviyenizdeki artış nedeni ile kendinizi mutlu hissetme.
  • Kalp damar hastalıkları, kemik erimesi ,unutkanlık gibi yaşlılığa bağlı hastalıklara yakalanmama.
  • Kaslarda güçlenme ve kemik yoğunluğunuzun artması.
  • Bağışıklık sisteminizin güçlenmesi. vs. vs.
Yetişkinlere getireceği faydalar ise; toplum ve çocuklarınız tarafından takdir edilmek,sevilmek ve onlara rolmodel olmanın gururu ile sonsuz bir ruh dinginliği ve özgüvendir.

Spor yapabileceğiniz bazı kulüpler ve adresleri.

Adana ve çevresi:
  • Adana Atlı Spor Kulübü
tel:0322 34410 10
  • Slam Dunk Basketbol Okulu
tel:0322 459 19 11
  • Adana Tenis Dağ ve Su Sporları Kulübü
tel:0322 235 14 12

Ankara:
  • Ankara Üniversitesi Spor Kulübü
tel:0312 444 02 74

İstanbul:
  • Enka Spor Okulları
tel:0212 276 22 97
  • Taç Spor Kulübü
tel:0216 576 90 47

12 Ağustos 2009 Çarşamba

Hobi


NEDEN HOBİ ?

Hobiler sizi hayata bağlayan, sıkıntılarınızı unutturan, sosyalleştiren, yaratıcılığınızı ve hayal gücünüzü geliştiren terapilerdir. Boş vakit geçirip sıkıntıdan patlamanızı, sorunlarınızı büyütüp  bu sorunların içinde boğulmanızı engeller. Ayrıca kim bilebilir ki hobi diye başladığınız şey belkide gerçekten sahip olmak istediğiniz iş olur ve size maddi kazanç getirir. Kim para kazanırken eğlenmeyi, sevdiği iş ile uğraşmayı istemez. Unutmayın en başarılı kişiler işini hobisinden ayırmayanlardır. Kim bilir belkide dünyaya yeni bir iş kolu armağan edersiniz. Tüm buluşların arkasında hayal gücü yatar. Einstein'ın dediği gibi ''Hayal gücü olmadan bilgi hiçbirşeydir.''
Nasıl bir hobiniz olmasını, neden hoşlandığınızı bilmiyorsanız çocukluğunuza dönün ve düşünün ne olmak istiyordunuz ? Astronot mu? Kendinize bir teleskop alın, uzay ile ilgili yayınları, siteleri takip edin mutlaka sizi heycanlandıracak bir şey bulursunuz.
Kendinizi hobilerinizin peşinden koşarken; yeni serüvenlere yelken açmış, define peşinde koşan korsanlar gibi hissedip zevk alacağınızı garanti ederim.
Sizlere danışanlarıma tavsiye ettiğim ve benimde yaptığım bir çok hobiden ve adreslerden bu başlık altında bahis edeceğim. Hepinize bol hobili yaşamlar.

11 Ağustos 2009 Salı

Mutluluk




Sen Mutluluğun Resmini Yapabilirmisin Abidin ?

Demiş Nazım Hikmet. Aslında düşünürseniz hepimizin hayatında mutluydum dediğimiz bolca resimler vardır yaptığımız; ama insanoğlunun doğal unutkanlığı nedeni ile bunları sarıp sarmalar en ulaşamayacağımız yere kaldırır en olmaz hayallerin peşinde mutluluk kovalarız.
Mutluluk göreceli bir kavramdır ve hepimizin mutluluk tarifini çürüten bir karşı tez mutlaka vardır.Kimimiz bunu parada, kimi kariyerde, kimi çocuk sahibi olmakta vs. vs. de ararız. Bunlar mutluluk getise idi özel adası, uçakları,gemi filosu olan, sevdiği erkek ile evlenip çocuğu olan Dünyanın en zengin kadınlarından biri olan Christina Onasis intihar etmezdi. Mutlu olmak için her şey bir yere kadar demek ki.Mutlu olmak için en önemli anahtar bence kişinin kendisi ile barışık olmasıdır ve en büyük yatırım insanın kendine yaptığı yatırımdır.Önce kendinizi sevin, kendini sevmeyen başkalarınıda sevemez, sizde olmayanıda başkasına veremezsiniz.
Mutluluğun herkese uyan formülü yoktur o parmak izi gibi kişiye özeldir, yeter ki mutlu
 olmayı isteyin ve bunun için çaba sarfedin.
Artan teknolojik gelişmeler insanları gittikçe yalnızlığa itmektedir, çekirdek aile bile artık dağılmaya başlamıştır, herkesin ayrı televizyonu,seyrettiği farklı dizileri,odasında bilgisayarı, bırakın ziyaretleri  telefonda birbirinin sesini bile duymayan, chatleşen, e-mail atan mesaj yazan bir nesil.Bireyselleştikçe artan depresyon,bunalım, hastalıklar ve mutsuzluk. Sanal ortamda sanal mutluluklar.
Mutluluk sanattır ve emek ister. Kendinize hayatta istedikleriniz ve istemedikleriniz için bir kar zarar listesi yapın. Bu listede değiştirebileceğiniz her şeyi değiştirin. Değişmesi elinizde olmayan şeylerle de yüzleşip kabul edin.
Sorun odaklı değil çözüm odaklı kişi olun. Sorunlara değil çözümlere kafa yorun.
Kimseyi değiştiremezsiniz, buna harcayacağınız enerjiyi kendi gelişiminize harcayın.
Özgürlüğünüz başkalarının özgrlüğünün başladığı yerde biter bunu mutlak olarak kabul edin. Her özgürlüğünde bir bedeli olduğunu bilin.
Geçmiş hatalara saplanıp kalmayın. size zararı dokunan, faydası olmayan hiçbirşeyi hayatınızda tutmayın buna fikirler ve arkadaşlarda dahildir. Bırakın gitsinler doğa boşlukları sevmez mutlaka yerine yenilerini koyar. Hayatınızı sadeleştirdikçe zevk alacağınız şeylerinde arttığını göreceksinizdir.
Korkularınızı atın gerekirse profesyonel destek alın.
Sevmek ve sevilmek en temel ihtiyacınızdır, koşulsuz verin, karşınıza çıktığındada minnetle korkmadan kabul edin.
Empati kurun, katı kuralcı olmayın unutmayın ki kurallar yıkılmak için konmuştur. Gelişmeye açık olun etrafınızdaki kişilerin de gelişmesine izin verin.
Sevdiklerinize mutlaka zaman ayırın, zamanınız olmasada yaratın. Unutmayın insan hayatı çok kırılgandır sonra çok pişman olabilirsiniz.
Mutlaka bir hobi edinin. Araştırmalara göre Türkiye'de nüfusun sadece % 5 inin hobisi varmış. Şu anda çok gereksiz gibi düşünebilirsiniz ama inanın size çok fazla katkısı olacak hayatınızın farklı bir çok yönünde iyileşme sağlayacaktır.
Son olarakta sağlığınıza dikkat edin. Dünyanın en büyük mutluluğu sağlıklı olmaktır.


Herkes mutluluktan bahseder, ama pek az kimse onu bilir.
Mmm.Jeanne P. Roland

Herkes kendi mutluluğunun demircisidir.
Alman Atasözü

Mutluluk paylaşılmak için yaratılmıştır.
Corneille

Başkalarının mutluluğundan pay çıkaran insan en mutlu insandır,
Geothe

Mutluluk bizi zorlayan kadere karşı kazanılan zaferlerin en büyüğüdür.
Albert Camus









10 Ağustos 2009 Pazartesi

Mutluluk Reçetesi


  •  Ucuz araba kullan, ama alabileceğin en güzel evi al...
  • Adam gibi üç fıkra öğren...
  • Sevinçlerini sakın erteleme. Eşini çok iyi seç. Çünkü bu seçim, mutluluğunun veya bedbahtlığının yüzde 90’ını oluşturur...
  • Her gün 30 dakika yürüyüş yap. Her yemekten önce şükret...
  • Bir arkadaşının sırrını açıklamadan önce iki kere düşün...
  • Maaş çekini imzalayan kişileri asla eleştirme...
  • Kaybedecek şeyleri olmayan insanlardan kork...
  • Gözünün önünde hep güzel şeyler bulundur...
  • Çocukların, " örf,adet,anane " kelimesini duyduklarında seni hatırlayacak şekilde yaşa...
  • Kendini ve başkalarını affetmesini bil...
  • İlkyardımı öğren...


  • Her gün altı bardak suyunu içmeyi unutma...
  • Seni seven insanları koru...
  • Zor da olsa ailenle tatil yapmak için herşeyi dene. Bu tatildeki anlar, hayatının en değerli anlarından biri olacak...
  • Kendine yapılmasını istemediğin hiçbir şeyi sakın başkalarına yapma...

  • İç huzura kavuştuğun, sağlıklı olduğun ve sevildiğin zamanı değerlendir...
  •  İyi bir evliliğin iki şeye bağlı olduğunu unutma:

“Doğru insanı bulmak. Doğru insan olmak”

  • Ebeveynlerini, eşini ve çocuklarını eleştirmek istediğin zaman dilini ısır...
  • Sevimsiz olmayacak şekilde ayrı fikirde olmayı öğren...
  • Cesaretli ol, hayatına geri baktığında yaptıkların için değil yapmadıkların için üzüleceksin...
  • Çok mükemmel bulduğun bir fikri başkasının engellemesine izin verme...
  • Keyifsizliklerini açığa vurma...
  • Nasıl bir duygu olduğunu öğrenmek için 24 saat kimseyi ve birşeyi eleştirme...
  • Evliliğini güzelleştirmek için her gün birşeyler yap...
  • İyilik dolu bir sözü ve iyiliğin etkisini asla küçümseme...
  • Çocukların hakkında başkalarına iyi birşeyler söylerken, bırak onlar da duysun...
  • Güç, sahip olduğun mallarla ilgili değildir. Unutma...
  • Çocuklarını anlamaya çalış, yargılamaya değil...
  • Kalem ve not defterini daima yanında taşı. Zaman ve kelimeleri boş yere harcama. İkisi de çok değerli...
  • İnsanların yaptıkları  şeyleri değil, ileride yapacaklarını düşün...
  • Senden az ya da çok parası olanlarla, paran hakkında konuşma...
  • Birşeyi elde etmek için çok çaba sarfettiysen, tadını çıkarmak için zaman ayır...
  • Birisinin kahramanı ol...
  • Neyi ve kimi desteklediğini insanlara söyle...
  • Sadece aşk için evlen!!!


                                                                                     

4 Mayıs 2009 Pazartesi

KAREKTERLER




ALTIN ANAHTAR 
ONA İSTEDİĞİ GİBİ DAVRAN

 Sarının Sarıya Uyumu: 
Sarı karekterli başka biri ile beraberken zamanı ve diğer kişileri unutmayın.
Aynı karekterde biri ile iş yapıyorsanız daha ciddi olmanız ve ayrıntılara önem vermeniz gerekir.
Birbirinizi motive ettiğiniz sürece neşeniz hiç eksilmeyecektir.
Çevrenizdekilerin yüksek seslerinizden rahatsız olmaması için daha az konuşun daha çok dinleyin.
Sarının Maviye Uyumu:
Mavi karekterlilerin yanında daha düzenli ve resmi olun.
El kol hareketleri yapmayın bu sizi gayrıciddi olarak düşünmelerini gerektirir.
Fazla ayrıntı dinlemeye kendinizi hazırlayın ve sabırlı olun.
Yaptığınız işin kalitesine önem verin, mavi kişilerin mükkemmelliyetçi olduğunu unutmayın.
Sarının Kırmızıya Uyumu:
Kırmızıların yanında şaka konusunda ölçülü olun, konuyu dağıtmayın ve sonucu vermeyi unutmayın.
Zamanlamaya özen gösterin, kırmızı karekterlerin çabuk ve benim dediğim olsun diyen tipler olduğunu unutmayın.
Belirsiz ifadelerden kaçının, sizin kadar hızlı konuştukları için siz biraz yavaş olun.
Dokunmadan mesafeli daha az jest ve mimikler ile konuşun. 
Sarının Yeşile Uyumu: 
Kendiniz gibi hareketli zanedip yeşil karekterlileri hareketli hayata zorlamayın.
İnce ve düşündüren espiriler sevdiklerini unutmayın.
Konuşmanızı yavaşlatıp ses tonunuzu düşürün. Sözlerini kesmeyin.
Sizi sabırla dinleselerde sıkılabileceklerini unutmayın. Dinlediğinizi ve anladığınızı hissettirin.
Sizin gibi onlarda motivasyona ihtiyaç duyarlar onları motive etmeniz ilişkinizi güçlendirir.
Mavinin Sarıya Uyumu:
Onay ve takdir duyguları sizde olmasa da sarı karekterlerin bunları duymaya ihtiyacı olduğunu unutmayın.
Kurallarınızda esnek olun ve onları olduğu gibi kabul edin.
Planların sarı karekterlere yük olduğunu unutmayın; proğram yapmadan onları arayın.
Düşük tempodan sıkılırlar; daha hızlı konuşup hareket edin.
Açıklamalarınızı azaltın,çabuk karar verip çabuk uygulayın.
Mavinin Maviye Uyumu:
Kurallarınızı azaltın. Çevrenize aşılmaz duvarlar inşa etmeyin.
Ayrıntılara düşkünlüğünüzü azaltın.
Karar alma güçlüğünü önlemek için biriniz daha kararlı bir tutum göstermesi lazımdır.
Hassas ve alıngan olduğunuz için, bu yönünüzü hatırlayarak eleştirilerinizde dikkatli olup, birbirinize destek olun.
Mavinin Kırmızıya Uyumu:
Detay ve uzatmalara fazla takılmayın.
Geçici patlamalarına hazır olun, altın da kötü niyet aramayın.
Konuyu genel başlıklar ile sıralayın, seri olun anında cevap vermeye hazır olun.
Dolaylı konuşmayın açık ve net olun.
Taleplerine ve mesajlarına cevap vermekte geç kalmayın.
Mavinin Yeşile Uyumu:
Yeşil karekterli kişilere kendini aşacak sorumluluk vermeyin.
Aşırı planlı ve proğramlı olmalarını beklemeyin.
Bir an evvel işlerini bitirip dinlenmek istediklerini unutmayın.Anlayışlı olun, her şeye titizlenmeniz onları strese sokar unutmayın.
Mantık anlayışınız ve sebepleriniz ile onları bunaltmayın.
Mesafe koymadan dertlerinizi ve duygularınızı paylaşmayı deneyin bu onları çok mutlu eder.
Kırmızının Sarıya Uyumu:
Sarı karekterli kişiyi fazla eleştirmeyin.
Yanlış yapsalar bile çok sinirlenmeyin bu onları sadece paniğe sokar.
Onlarla ilgilendiğinizi hissettirin çünkü buna ihtiyaç duyarlar.
Öfkeli iken söylediklerini dikkate almayın, çünkü bu esas düşünceleri değildir.
Konuşmayı çok sevdikleri ve anlatacak çok şeyleri olduğu için onlara zaman tanıyın.
Kırmızının Maviye Uyumu:
Size sundukları detaylara dikkat edin çünkü onlar için detay çok önemlidir.
Hassas ve alıngan olduklarını unutmayın onlara daha nazik davranın.
Hızınızı ve ses tonunuzu azaltın, onları daha iyi dinlemeye çalışın.Sözlerini kesmeden ciddi ve mesafeli davranın.
Kendi görüşlerinizi kabul ettirmeye çalışmayın, bu onları daha içe kapanık yapar.
Kırmızının Kırmızıya Uyumu:
Diğer kırmızı karekter ile ilişkinizde esnek olmaya çalışın.
Girişken tavrınızı azaltarak güç mücadelesine girmeyin.
Uslubunuzu yumşatın unutmayın ki o da sizin gibi lider ruhlu bir kişidir.
Aranızda iş bölümü yapmak aynı konu üzerinde çatışmaya girmenizi engeller. 
Kırmızının Yeşille Uyumu:
Emir kipi kullanmadan onlar ile konuşun.
İş konusunda çok zorlamayın.
Samimi ve sıcak davranarak hislerinizi paylaşın.
Konuşma temponuzu düşürün, onların düşük hızlarına sabredin ve sözlerini tamamlamaya çalışmayın.
Göz temasını ve jestlerinizi azaltın.
Yeşilin Sarıya Uyumu:
Hızları sizi yormasın, sizin yavaşlığınız da onları sıkmasın.
Farklı bakış açılarınızı ve fikirlerinizi savunun.
Gerçekçi olmayan hayallerine kapılmayın ve hemen evet demeyin.
Sarı karekterli kişiye ne istediğinizi net olarak anlatın.Belirli bir konuya odaklanmasını sağlayın.
Yeşilin Maviye Uyumu:
Mavi karekterlilerin planlı ve proğramlı yönlerine uyum sağlayın, onlara plansız işler sunmayın.
Mantık çerçevesinden çıkmayın, mesafeli ve ciddi olun.
Düzenli ve tertipli yaşantısına uyum sağlamanız mavi karekterli kişileri size yaklaştıracaktır.
Ayrıntılara inmeye çalışın. Bu size enerji harcatsa da sonuç alacağınız kesindir.
Yeşilin Kırmızıya Uyumu:
Çift taraflı iletişmde ısrar edin. Daha girişken olmaya gayret edin.
Gerktiğinde hayır deyin ve kendinizden ödün vermeyin.
İşleri zamanında bitirin ertelemeyin.
Karar almada çabuk davranın, kararsız kalmayın.
Yeşilin Yeşille Uyumu:
Her iki tarafında karar almaya çalışması gerekir, aksi halde sonuca hiçbir zaman ulaşamazsınız.
Kişilerden birinin daha tempolu ve girişken olması iletişime hareket kazandırır.
Karşılıklı motivasyon ile daha yakın bir diyalog kurulabilir.
Duygularınızı ifade ederek yanlış anlaşılmanın önüne geçin.






KAREKTERLER



RENKLİ  KAREKTERLER

Bu renkler karıştığında karşımıza çıkan karekterler bazı temel özellikler gösterir, dört ana karekteri farklı oranlarda kişiliğimizde barındırmamız olası olsada genellikle iki baskın renkte  karekter oluştururuz. Farklı karışımların ne gibi özellikler gösterdiği ana
hatları ile Oguz Saylan şöyle sıralamış; siz bunlara daha farklı yorumlar da getirebilirsiniz. 
Kırmızı-Sarı: Girişken,hiperaktif, hareketli ve iyimserdirler, motivasyonları kolay kolay bozulmaz,çelişki yaşamaz ve her probleme buldukları kolay ve sıra dışı çözümler ile etrafındakileri şaşırtırlar.Bu kişiler güç odaklı hareket eder ama bu gücü kullanırken de eğlenirler.
Kırmızı-Mavi:Güçlü, kararlı,planlı proğramlı ve düzenlidirler. Bu kişiler işlerini önemser doğru ve kısa sürede bitirmek isterler. Hem detaycı hem de hedef odaklı oldukları için bu kişiler kendilerini de çevresindekileri de çok yorarlar.
Kırmızı-Yeşil: Bu karekter karışımına sahip kişiler kırmızıdan gelen dışa dönüklük, kararlılık, hedef odaklılık ve enerjiden; yeşilden gelen insancıl içine kapanıklılık, merhametlilik, kararsız ve risk almaktan kaçınan yönlerinden dolayı sürekli bir med-cezir yaşarlar, bir taraftan aldıkları kararları uygulamak isterken diğer taraftan bunu sürekli ertelerler. Bazen büyük sorumluluklar alırken bazende kontrolü kayıp ederler. Etraflarında ki kişileri sürekli şaşırtırlar ve bu kararsızlıklarından dolayı da strese açıktırlar. 
Mavi-Yeşil: Her iki karekterden gelen fazla düşünerek karar verme, ve içe dönüklük bu kişileri temkinli yapar. Mavinin düzen ve tertibi, yeşilin sevecenliği ile birleşince ortaya uyumlu ve düzenli bir kişilik çıkar. İşlerini sabır ve düzen ile yapar fazla göze batmayı sevmezler, cesaret edipte öne çıkarlarsa toplumda çok başarılı olurlar. Arabulucu ve dengeyi sağlayıcı bir rolleri vardır, barışçıllardır.
Yeşil-Sarı: İnsancıl, espirili, eğlenceli ve barışçıl oldukları için toplumda çok sevilirler.Kendilerini çok rahat gösterirler ama işe odaklanmada zorluk çekerler, onaylanma ve takdire ihtiyaç duyarlar. Önemli kararlarda zorlanır sıkıntı yaşarlar. Zamanı kullanmada da rahatlık ve düzensizliklerinden dolayı problem yaşasalar da insani ilişkileri çok iyidir.
Sarı-Mavi: Bu karekterdeki insanlar çelişkilidir.Sarı yanları eğlence, coşku, heyecan ararken, mavi yanları ise bunların gereksiz olduğunu ve daha normal bir hayat yaşamasını söyler. Bundan dolayı kişi içinde çelişkiler yaşar.Çalışmalarında titiz ilişkilerinde eğlenceli olurlar.Bazende tam tersini yaparak insanları şaşırtırlar.


Karekterlere Göre Stres ve Motivasyon

Kırmızı: İşlerin kontrolünü kayıp ettikleri zaman strese girerler.Para ve iş kaybetmek önemli değildir nasıl olsa bir şekilde bunları hallederler, önemli olan prestij, makam ve ünvan kayıp etmeleridir. Stresli olduklarında daha çok çalışıp,işleri dar zamana sıkıştırır, etraflarındakilere meydan okurlar. Olaylar kontrollerine geçmeden sakinleşemezler. Çok yoruldun dinlen demek onlara hakarettir çünkü sorunlarını daha çok çalışma ile halledeceklerine inanan kişilerdir.
Motive etmek istiyorsanız ona lider olacağını ve işin sonuçlarını göstermelisiniz çünkü detaya önem vermeyen sonuç odaklı lider ruhlu kişilerdir. Kullanacağınız kelimeler ''Yapabilirsin, sen zeki ve iradelisin '' olmalıdır. Bu kişilerin önceliği mutluluk ve huzur değildir bu yönlerini geliştirmek için çaba sarf etmeli hayatın sadece çalışmaktan ibaret olmadığını anlamaları gerekir.
Mavi: Detaylara önem veren kuralcı kişilerdir, işler düzenli yapılmadığında, hayatları kusursuz olmadığında, düzensiz insanlar ile çok yıpranır ve strese girerler. Öyle kuralcıdırlar ki bazen kendi kurallarında boğulurlar. Her an herkese işlerini öğretmeye meyillidirler. Strese girdiklerinde soru sorulmasından hoşlanmazlar, önce kendileri açılmak isterler, suçlamadan konuşmaya çalışın ve yalnız bırakmayın,uğraşmaktan vaz geçmeyin çünkü sizin pes etmenizi bekler diğer karekterlere göre daha zor streslerini yenerler. ''İşleri iyi tarafından gör; Kalk eylenelim, boşver, neşelen'' gibi sözcükler onlar için geçerli değildir
Bu kişileri motive etmek istiyorsanız işi ayrıntıları ile anlatın ve bir plan proğram yapın, işi mükemmel ve düzgün bir şekilde yapacakları hissini verin.
Sarı: Bu kişiler yalnız kaldıklarında, sevilmediklerini hissetiklerin de, baskı görüp başkaları ile kıyaslandıklarında strese girerler. Strese girdiklerinde genellikle yemek yerler, alışverişe çıkarlar, eğlenceli ortamlar ve kendilerini anlayacak, dinleyecek kişiler ararlar. Onu dinleyin, içini dökmesini sağlayın, yanında olduğunuzu hissettirin ve ona yeni umutlar verin.
Bu kişiler eğlenmeyi ve eğlendirmeyi çok severler. Genellikle onlar motive eden kişilerdirler.Onları motive etmek içinse onlara işin eğlenceli ve rahat yönlerini gösterin. Sevildiklerini hissettiklerinde ve popüler kişiler olduklarını gördükleri zaman çok iyi motive olurlar.
Yeşil: Sorumluluk almak, risklere girmek, hayati kararlar almak, çok enerji gerektiren gürültülü işler onları strese sokar. Bu durumlarda onlara haklı olduklarını söylemek, fikirlerine katılmak en iyisidir. Her zaman yanında olduğunuzu, onun iyi bir insan olduğunu ve bütün sorunları aşabileceği mesajını verin. Onlardan uzaklaşmayın, sorunlarını küçümsemeyin, heycanlandırmayın problemlerini beraber çözün. ''Aman bunlarda dert mi '' demeyin. Bu stresten de hemen çıkmalarını beklemeyin. İçlerine attıkları şeylerden dolayı depresyona girselerde dışarıdan bunu hiç belli etmezler.  Yani hep destek,  tam destek olacağınız kişilerdir bu karekterdekiler.
En çok motivasyona ihtiyaç duyan kişilerdir. Kimseyi kırmak istemezler, sorun çıkarmadan uyum sağlarlar. Bu yüzden çok kolay motive olurlar. Onlara gürültüsüz ve huzurlu işler teklif edin, hatta monoton işlerde çok başarılı olurlar. Yanında olun ve yardım edeceğinizi bilsinler, ayrıca da çalışkan ve becerikli oldukları mesajını vermek de onlar için en iyi motivasyondur



13 Nisan 2009 Pazartesi

KENDİNDEN BAŞKA KİMSEYİ DEĞİŞTİREMEZSİN. KAREKTERLER



 KAREKTERİNİZ HANGİ RENK ???

''Hiç kimseyi değiştiremezsin, kendinden başka.'' Demiş düşünür. Eğer bunu hayatının felsefesi haline getirir; karekter profillerini de tanır isen, kime nasıl davranman gerektiğini bilir değerli zamanını ve enerjini kendine harcayabilirsin. Karekterler belirli ana guruplara ayrılır, kişiler tek bir karekter özelliği gösterebileceği gibi,kalıtımsal özellikler, yaş, toplumsal etkiler, çevresel faktörler,hastalıklar, vs. vs. gibi etkiler ilede bu ana karekterlerinin altında bir veya birkaç yan karekterlerde geliştirirler.Bu yüzden de zaman zaman bizi şaşırtır, iki ruhlumusun sen?... diye sormamıza neden olurlar. İki ruhlu olmalarından değil, bizim onları yeterince iyi analiz etmememiş olmamızdan dolayı şaşırırız.
Çeşitli psikologlar, toplum bilimciler farklı farklı isimler verseler de genel olarak anlaştıkları dört ana karekter olduğudur.Ben bunların içinde en çok Oğuz Saygın'ın renklerini sevdim. Bunun sebebi belki senelerce resim yapmam, belki de ana karekterimde sarının baskın olmasıdır.Aşağıda okuyacağınız gibi ana karekterlere farklı isimler verİlmiş, kendinize isimlerden isim, karekterlerden karekter beğenin, bir de bakın bakalım eşiniz, çocuğunuz, arkadaşlarınız hangi  karekter özelliklerini taşıyorlar. Ben yaptım,çok da eğlendim ve şaşırdım, meğer etrafımızda ne renkli kişilikler varmış, artık kardeşimi mavi-yeşil, kızımı sarı-mavi, annemi kırmızı, kendimi sarı-kırmızı, oğlumu sarı-yeşil,gelinimi yeşil-kırmızı görüyorum.

Lary Craft'a göre :
  1. Sarı karekterler= Duygusal
  2. Mavi karekterler= İişkisel
  3. Kırmızı karekterler= Tartışmacı
  4. Yeşil karekterler= Kişisel
Florence Littatuer ( Kişiliğinizi Tanıyın) adlı kitabına göre 4 farklı karekter:
  1. Popüler Optimist= Dışadönük, konuşkan, iyimser ( sarı karekter)
  2. Melankolik= İçedönük, düşünceli,karamsar ( mavi karekter)
  3. Güçlü Klorik= Dışadönük, yapıcı,iyimser ( kırmızı karekter)
  4. Barışçıl Soğukkanlı= İçedönük, olaylara seyirci, karamsar (yeşil karekter) 
Dr. David Merrill'e göre:
  1. Analizci= Daha az girişkenlik ve daha az tepkisellik.
  2. Yönlendirici= Daha fazla girişkenlik ve daha az tepkisellik.
  3. Canayakın= Daha az girişkenlik ve daha fazla tepkisellik.
  4. Dışavurumcu= Daha fazla girişkenlik ve daha fazla tepkisellik.
Oguz Saygına göre:
  1. Sarı Karekterli Kişiler: Neşeli ve hareketlidir, dışarıdan bakınca kıpır kıpır, sevimli, hikayeler anlatıp, gülen, güldüren kişilerdir. Yabancılar ile kolay ilişkiler kurar,geniş bir çevre ve geniş vizyona sahiptirler.Hayal güçleri geniştir ama bunları hayata geçirmekte sıkıntı yaşarlar. Sürekli hareket halinde olmak isterler, bu yüzden masa başı işleri sevmezler. Coşkulu ve heyecanlı bir şekilde uzun konuşurlar ama başkalarının uzun konuşmalarına dayanamazlar. Dağda kayak yaparlarken bir bakarsınız yaz gelmiş denize giriyorlardır. Konunun ne zaman oraya geldiğini anlamazsınız bile, ama arada geçen zamanda eğlenmiş ve bol bol gülmüşsünüzdür. O kadar çok anlatacakları vardır ki kendileri bile şaşarlar. İşlerini genellikle son dakikada yaparlar,ayrıntılar ile ilgilenmeyi başkalarına bırakırlar, çalışma masaları başkalarına göre bir savaş alanıdır. En zayıf yönleri düzensiz olmaları, ayrıntıları,isimleri hatırlamamaları, olayları abartmaları, işlerin yapılmasında başkalarına inanıp güvenmeleridir. Eğlenceli kişilerdir, her konu üzerine espiri yapabilirler,rutin olmayı sevmezler,etrafındaki kişiler onları eğlendirmiyorsa hemen başka arkadaşlar bulurlar. Her zaman ilgi odağı olmayı başarırlar, hüzünlü ortamları sevmezler, hareketliliklerinden dolayı sürekli bir şeyler devirip dökerler. Hafızalarında hep renkli ve muzip şeyleri tutarlar, ciddi konularıda çok iyi kavrarlar ama bunlara yüzeysel bakarlar. Odaklandıkları çok fazla şey olduğu için en kıymetli şeyleri bile unutabilir, kayıp edebilirler. Dikkatsizdirler otoparkda arabalarını kayıp edebilirler. Sarı karekterliler önce hareket eder sonra düşünürler,her şeyin hemen olmasını isterler. Herkesi kendileri gibi görür artniyet taşımazlar, insanları çok sever onlara kolaylıkla inanırlar. Sıkıcı ortamların havasını değiştirmeyi vazife olarak görürler, hazır cevaptırlar, her zaman parlak, işleri kolaylaştıracak,ilginç fikirleri vardır,ikna edicidirler,çok meraklıdırlar, insanlarla çabuk kaynaşıp arkadaş olacak kadar çocuk ruhludurlar.
  2. Mavi Karekterli Kişiler: Mükemmeliyetçidirler, genellikle öğretmenler bu guruptan çıkarlar.Bazen konuşurken doğru kelimeyi bulmak için lafı döndürüp dururlar.Üstleri başları her zaman düzenli ve tertiplidir. Okadar kuralcılardır ki bazen kendi kurallarında boğulurlar. Her zaman kurallardan yana olurlar. Her şeyleri planlı proğramlıdır.Hassas insanlardırlar diğerlerine göre daha kolay depresyona girerler, strese tepkileri ise kabuklarına çekilip ve her şeyden vaz geçmektir. Müşkülpesenttirler bu yüzden takdir ve iltifat cümlelerini çok az kullanırlar.Mantık ağırlıklı oldukları için heycanları ve duyguları ölçülüdür, bir çatışma sırasında sakin ve akılcı olurlar. Daima tedbirlidirler, olayların olumsuz yönlerini görüp kaygılanırlar, kimsenin fazla önem vermiyeceği sözlere veya davranışlara incinip alınırlar, olumsuz söz veya eleştirinin bütün gün etkisinde kalıp neden niçin diye kurar içlerine atarlar.Meraklıdırlar, daldan dala atlamadan ciddi konular üzerinde araştırmaya yöneliktirler.En çok kullandıkları sözcükler yapmalıyım, çalışmalıyım gibi _meli _malı sözcükleridir. Ciddi ve ağırbaşlılardır, riskleri önceden görürler, mutlaka bir b planları daha vardır. Boş lafı, kaosu, gürültüyü sevmezler, eğlenirken bile mesafeli olmak ister, yalnızlığı severler, başkalarını eğlendiren olaylar onlara boş gelir.Standartları yüksek yetenekli kişilerdir, yapacakları işleri doğru zamanda bitirmek için ellerinden gelen her şeyi yaparlar. Sıkıntılı zamanlarında yakınlarının desteğine hep ihtiyaç duyarlar.
  3. Kırmızı Karekterli Kişiler: Sonuç odaklı kişilerdir.En çok kullandıkları kelime ''Sadede gel'' dir. Güçlü ve kararlı kişilerdir, son derece bağımsızdırlar, kendi hedeflerini kendileri koyarlar, kimseyi işlerine karıştırmazlar. Hep dik durmaya çalışırlar kimseden yardım istemeyi sevmezler, her zaman haklı olduklarını düşünürler, eleştirilmekten hoşlanmaz, hiç bir sözün altında kalmazlar, iş bitiricidirler, küçük yaştan beri bağımsız hareket eder yönlendirilmek istemezler, ani kararları ile insanları şaşırtırlar ama onlar için başkalarının düşünceleri pek önemli değildir önemli olan amaçlarının gerçekleşmesidir. Önemli kararları alırken uzun vadeli sonuçları düşünmezler, liderlikten başka bir rolü benimsemezler, özgüvenleri çok yüksektir, işleri iyi organize ederler, güçlü istekleri vardır ve asla vazgeçmezler.
  4. Yeşil Karekterli Kişiler: Her koşulda mutlu olurlar ve hallerinden memnundurlar.Orta yollu insanlardır, dikkat çekici hatalar yapmazlar, çok sabırlıdırlar, dinlenmeyi severler, akışa uyum gösterirler fakat uyumlu görünmelerine aldanmamak gerekir, zor anlaşılırlar, kolay değişmezler, içten içe çok inatçıdırlar. Çevrelerine verdikleri mesajları lütfen bana saygı gösterindir. Takım oyuncularıdırlar, nadiren başkaları ile çatışmaya girerler. Göz teması konusunda rahattırlar, yüz ifadeleri anlam yüklüdür,sesleri sıcak tonu düşüktür.Otorite kullanma konusunda yufka yüreklidirler. Çok hareketli ortamları sevmezler çünkü bunu yapacak enerjileri yoktur. İnce ve düşündürücü espri yeteneğine sahiptirler, çok rahattırlar, kendileri ile barışıktırlar, soğukkanlıdırlar, çatışmadan çok çekinirler, arkadaşları çoktur,muhalefet edenleri çok az, düşmanları hiç yoktur çünkü parolaları her konuda barıştır. Bir an evvel işlerini bitirip dinlenmek isterler, doğal arabulucudurlar, her zaman sakin,kontrollü, mantıklı ve sabırlı oldukları için herkesin aradığı ve özlediği kişilerdir, hallerinden her zaman memnun olurlar. İçlerinde fırtına kopsada dışarıdan sakin görünebilirler. Fazla enerji harcamayı sevmezler ama kimseyide kırmak istemezler.




3 Nisan 2009 Cuma

AFFETME REÇETESİ 7 KURAL



AFFET
AMA NASIL ???

        Affetmek veya özür dilemek kişiler için çok karmaşık, mantık ile duyguların birbiri ile çatışması, hep bir uçtan diğer uca sürekli gelgitlerin yaşandığı bir süreçtir. Affetmeyi önce içselleştirmek kendini duygusal ve zihinsel olarak hazır hissetmek gerekir, bu bir seçimdir, kimse sizi zorlayamaz, kimseninde sizden bir çıkarı olamaz. Kısaca sizden başka kimsenin kazancı veya kaybı olmayacaktır. 
  • Afettmeniz nefret ettiğiniz kişiyi haklı veya suçsuz bulduğunuz anlamına gelmez.
  • O kişiyi sevmenizi gerektirmez.
  • O kişi ile konuşmak zorunda olmanız demek değildir.
  • Affederek o kişi ile tekrar ilişkiye girmek değildir.
  • O kişinin beklentilerini karşılamak değildir.
  • Onu suçsuz bulmak,
  • Onu kucaklamak,
  • Onu haklı bulmak değildir.
  • Ona yaptığı hataları tekrarlama şansı vermek değildir.
Affetmek kişiyi değil,size hissettirdiği duyguları affetmektir. Size verdiği zararları onarmaktır. Ama istiyorsanız yukardakilerin hepsini de yapar veya telefon edebilirsiniz. Bu tamamen sizin neyi nekadar aştığınıza bağlıdır.
Affını istediğiniz kişi artık hayatta olmayabilir, bu konuda yapabileceğiniz en güzel şey iç huzurunuz için toplumsal yardım kuruluşlarından birinde çalışmak, haftada bir saat olsada ihtiyacı olan kişilere yardım etmeniz sizi manevi yönden rahatlatacak, kendinizi affetmenizi kolaylaştıracaktır.
Fransız Psychologies Dergisi, bu konu üzerinde çalışan iki psikanaliste, Nicole Fabre ve Gabrielle Rubin'e ''Nasıl affedeceğiz'' diye sormuş ve ortaya bir affetme reçetesi çıkmış,


AFFETME REÇETESİ
1-Artık acı çekmemeye karar vermek
Maruz kaldığınız zarar devam ediyorsa, affetme sürecinin başlaması söz konusu değil. Fakat buna nasıl son verilecek? Şu veya bu nedenle uğradığı hayalkırıklığı ya da ihanet nedeniyle çektiği acıdan dolayı eli kolu bağlanmış durumda olanlar için ilk aşama "artık acı çekmeyeceğim" kararını almak! Bunu yapmak için acınızın sorumlusuyla kendi aranıza bir mesafe koymanız gerekiyor. Fiziki ve psikolojik bütünlüğünüzün söz konusu olduğu bazı önemli durumlarda, birinci aşamaya geçmenin tek yolu yargıya başvurmak. Bunu yaparak zarar veren sorumluluğuyla karşı karşıya bırakılır. Örneğin sizi taciz eden birini affetmek onu adalete teslim etmeye engel değildir. Filozof Simone Weil'in dediği gibi "Sadece cezalandırabildiklerimizi affedebiliriz." Toplum adına hareket eden adalet; hatayı, suçluyu ve neden olduğu acıyı objektif bir şekilde değerlendirir. Fakat unutmayın, zarara uğrayan sadece isterse affeder!
2-Bir hatanın olduğunu kabul etmek
Geçmiş silinemez, dolayısıyla yapılanı unutmaya çalışmak boş. Savunma mekanizmamızla acıyı, nefreti ve kini bilinçaltımıza iteriz. Fakat bu, yıkıcı etkilerin daha şiddetli hissedilmesine neden olur. Size bu duyguları hissettireni bir hatanın suçlusu olarak görmek kendiniz ve hayatınız için şart. Psikanalist Gabrielle Rubin'e göre böyle düşünmek insanın kendisiyle yeni bir bağ kurmasına izin veriyor. Bu, psikosomatik hastalıkların gelişmesini ve yeniden aynı duyguların yaşanmasını da engelliyor.
3-Kızgınlığını ifade etmek
Affetmek için "kurban" "cellat"ına kızgın olmalı. Yani kendi acısını tanımalı ve ondan kurtulabileceğini kabul etmeli. Saldırganlık, kızgınlık ve nefret başlangıçta gerekli ve sağlıklı bir psikolojik durumun göstergesi. Kurban kendisine yapılanı inkâr ettiği zaman maruz kaldığı şeyi kendi üstüne almış oluyor. Rubin'in de söylediği gibi, "Nefret çok şiddetli bir duygudur ve yok edilemez. Ancak bu duyguyu hatayı işleyene yönlendiremiyorsanız, süreç size karşı işleyecektir", ki bu da kendi kendini yıkıma götürme riskini körüklüyor.
Kızgınlığını, nefretini hatayı yapana doğrudan ifade etmek çok nadir görülen bir durum. Çünkü hata yapan kendini suçlu olarak görmüyor ya da kurban üzerinde öyle bir etki yaratıyor ki zarar gören hiçbir tepki vermeye cüret edemiyor. Buna rağmen insan kendi içinde bütün bunlardan bağımsızlaşma sürecine girebilir. Bir deftere hissettiklerini yazma, güvendiği bir insana açılma ya da durum çok acı vericiyse psikoterapiste danışma faydalı yöntemlerden.
4-Suçlu hissetmeyi bırakma
Affedecek tarafta olanların büyük bölümü paradoksal olarak başlarına gelenden dolayı kendisini suçlu hisseder. Tam olarak neden yaralandığımızı anlamaya çalışmak, bu duyguyla ona eşlik eden acıyı ilişkilendirmemize izin verir. Yaralanmış hissettiğimiz nedir? Gururumuz mu, ünümüz mü ya da fiziki bütünlüğümüz mü? Bu soruya yanıt vermek Nicole Fabre'ın deyimiyle "Temize çıkmaya yani başınıza gelenlerde sorumluluğunuzun olmadığını anlamaya yardımcı olur." "Başka şekilde davranmadığım için affedilmezim" düşüncesinden kurtulmak şart. Tecavüz gibi dramatik durumlarda kendini affetmek, hayata devam etmek için vazgeçilmez bir koşul.
5-Size zarar vereni anlayın
Nefret ve kin saldırganlığın devam etmesine neden olabilir. Ancak bir süreden sonra bu durum kişide yıkıcı etkilerini göstermeye başlar. Bundan kurtulmak için kendinizi suçlu olanın yerine koymak iyi bir yöntem. Bu, bize kendimizi kötü hissettiren şeye bir anlam katar ve hatta bazı durumlarda da "kabul edilebilir" kılar. Suçluyu anlamak sadece onu affetmek amacına yönelik olmayabilir. Onun zayıflıklarını da tanımaya yardımcı olur. Filozof Paul Ricoeur'e kulak verelim: "İnsanları, ne kadar canice olursa olsun, sadece bu davranışlarıyla sınırlı düşünmeyin."
6-Kendine zaman tanıma
Affetmek asla olanları unutmak değildir. Çok çabuk affetmek kimseye kendini daha iyi hissettirmez. Önerilen, bunun kendiliğinden olması. Psikanalist Nicole Fabre "Bu sürecin aktif bir parçası olsanız da kendinize zaman tanıyın" diyor. Çok çabuk gerçekleşen bir af, suçlu tarafından tamamen aklanma olarak algılanabileceği gibi, affeden tarafın da kendini kandırmasına, bilinçsizce kin ve nefret hissetmeye devam etmesine neden olacaktır.
7.Yeniden hayatınızın oyuncusu olun
Gerçekten affettiğimizi nasıl anlarız? Psikanalist Rubin bu soruyu “Bize acı çektirene karşı kızgınlık ve hınç hissetmediğimizde ve olanlarla ilgili suçluluk duygusu kaybolduğunda” diye yanıtlıyor. Fabre’a göre de tartışılmaz diğer bir işaretse attığınız adımın hayatınıza yeniden hareket kazandırdığını görmek. Affetmek acının çözüldüğü, yaralanmış insana yeniden kendi hayatının oyuncusu olmaya hatta daha güçlü hissetmesine izin veren, onu özgürleştiren bir adım. Nicole Fabre “Affetmek büyümek, yani hayatta başkasına da yer açmaktır” diyor, “özgürleşmenin gerçek yolu, affetmenin ötesine geçmeye izin veren adımı atmaktır.” 

Görüldüğü gibi yaygın kanıya göre gurur ve onur kırıcı olduğu düşünülen “affetmek” olgusu aslında ne olanları unutmak, ne de hemen ve zorla verilmesi gereken bir tepki. Yapılanı hoş görmek veya kendi prensiplerimizin dışına çıkmak ya da karşımızdakini değiştirmek de değil; yapılan adaletsizliği unutmadan nefret ve kinin kökünü kazıyabilmek becerisi sadece…

Yeni Aktüel dergisinin 107. sayısından alıntıdır.