3 Nisan 2009 Cuma

AFFETME REÇETESİ 7 KURAL



AFFET
AMA NASIL ???

        Affetmek veya özür dilemek kişiler için çok karmaşık, mantık ile duyguların birbiri ile çatışması, hep bir uçtan diğer uca sürekli gelgitlerin yaşandığı bir süreçtir. Affetmeyi önce içselleştirmek kendini duygusal ve zihinsel olarak hazır hissetmek gerekir, bu bir seçimdir, kimse sizi zorlayamaz, kimseninde sizden bir çıkarı olamaz. Kısaca sizden başka kimsenin kazancı veya kaybı olmayacaktır. 
  • Afettmeniz nefret ettiğiniz kişiyi haklı veya suçsuz bulduğunuz anlamına gelmez.
  • O kişiyi sevmenizi gerektirmez.
  • O kişi ile konuşmak zorunda olmanız demek değildir.
  • Affederek o kişi ile tekrar ilişkiye girmek değildir.
  • O kişinin beklentilerini karşılamak değildir.
  • Onu suçsuz bulmak,
  • Onu kucaklamak,
  • Onu haklı bulmak değildir.
  • Ona yaptığı hataları tekrarlama şansı vermek değildir.
Affetmek kişiyi değil,size hissettirdiği duyguları affetmektir. Size verdiği zararları onarmaktır. Ama istiyorsanız yukardakilerin hepsini de yapar veya telefon edebilirsiniz. Bu tamamen sizin neyi nekadar aştığınıza bağlıdır.
Affını istediğiniz kişi artık hayatta olmayabilir, bu konuda yapabileceğiniz en güzel şey iç huzurunuz için toplumsal yardım kuruluşlarından birinde çalışmak, haftada bir saat olsada ihtiyacı olan kişilere yardım etmeniz sizi manevi yönden rahatlatacak, kendinizi affetmenizi kolaylaştıracaktır.
Fransız Psychologies Dergisi, bu konu üzerinde çalışan iki psikanaliste, Nicole Fabre ve Gabrielle Rubin'e ''Nasıl affedeceğiz'' diye sormuş ve ortaya bir affetme reçetesi çıkmış,


AFFETME REÇETESİ
1-Artık acı çekmemeye karar vermek
Maruz kaldığınız zarar devam ediyorsa, affetme sürecinin başlaması söz konusu değil. Fakat buna nasıl son verilecek? Şu veya bu nedenle uğradığı hayalkırıklığı ya da ihanet nedeniyle çektiği acıdan dolayı eli kolu bağlanmış durumda olanlar için ilk aşama "artık acı çekmeyeceğim" kararını almak! Bunu yapmak için acınızın sorumlusuyla kendi aranıza bir mesafe koymanız gerekiyor. Fiziki ve psikolojik bütünlüğünüzün söz konusu olduğu bazı önemli durumlarda, birinci aşamaya geçmenin tek yolu yargıya başvurmak. Bunu yaparak zarar veren sorumluluğuyla karşı karşıya bırakılır. Örneğin sizi taciz eden birini affetmek onu adalete teslim etmeye engel değildir. Filozof Simone Weil'in dediği gibi "Sadece cezalandırabildiklerimizi affedebiliriz." Toplum adına hareket eden adalet; hatayı, suçluyu ve neden olduğu acıyı objektif bir şekilde değerlendirir. Fakat unutmayın, zarara uğrayan sadece isterse affeder!
2-Bir hatanın olduğunu kabul etmek
Geçmiş silinemez, dolayısıyla yapılanı unutmaya çalışmak boş. Savunma mekanizmamızla acıyı, nefreti ve kini bilinçaltımıza iteriz. Fakat bu, yıkıcı etkilerin daha şiddetli hissedilmesine neden olur. Size bu duyguları hissettireni bir hatanın suçlusu olarak görmek kendiniz ve hayatınız için şart. Psikanalist Gabrielle Rubin'e göre böyle düşünmek insanın kendisiyle yeni bir bağ kurmasına izin veriyor. Bu, psikosomatik hastalıkların gelişmesini ve yeniden aynı duyguların yaşanmasını da engelliyor.
3-Kızgınlığını ifade etmek
Affetmek için "kurban" "cellat"ına kızgın olmalı. Yani kendi acısını tanımalı ve ondan kurtulabileceğini kabul etmeli. Saldırganlık, kızgınlık ve nefret başlangıçta gerekli ve sağlıklı bir psikolojik durumun göstergesi. Kurban kendisine yapılanı inkâr ettiği zaman maruz kaldığı şeyi kendi üstüne almış oluyor. Rubin'in de söylediği gibi, "Nefret çok şiddetli bir duygudur ve yok edilemez. Ancak bu duyguyu hatayı işleyene yönlendiremiyorsanız, süreç size karşı işleyecektir", ki bu da kendi kendini yıkıma götürme riskini körüklüyor.
Kızgınlığını, nefretini hatayı yapana doğrudan ifade etmek çok nadir görülen bir durum. Çünkü hata yapan kendini suçlu olarak görmüyor ya da kurban üzerinde öyle bir etki yaratıyor ki zarar gören hiçbir tepki vermeye cüret edemiyor. Buna rağmen insan kendi içinde bütün bunlardan bağımsızlaşma sürecine girebilir. Bir deftere hissettiklerini yazma, güvendiği bir insana açılma ya da durum çok acı vericiyse psikoterapiste danışma faydalı yöntemlerden.
4-Suçlu hissetmeyi bırakma
Affedecek tarafta olanların büyük bölümü paradoksal olarak başlarına gelenden dolayı kendisini suçlu hisseder. Tam olarak neden yaralandığımızı anlamaya çalışmak, bu duyguyla ona eşlik eden acıyı ilişkilendirmemize izin verir. Yaralanmış hissettiğimiz nedir? Gururumuz mu, ünümüz mü ya da fiziki bütünlüğümüz mü? Bu soruya yanıt vermek Nicole Fabre'ın deyimiyle "Temize çıkmaya yani başınıza gelenlerde sorumluluğunuzun olmadığını anlamaya yardımcı olur." "Başka şekilde davranmadığım için affedilmezim" düşüncesinden kurtulmak şart. Tecavüz gibi dramatik durumlarda kendini affetmek, hayata devam etmek için vazgeçilmez bir koşul.
5-Size zarar vereni anlayın
Nefret ve kin saldırganlığın devam etmesine neden olabilir. Ancak bir süreden sonra bu durum kişide yıkıcı etkilerini göstermeye başlar. Bundan kurtulmak için kendinizi suçlu olanın yerine koymak iyi bir yöntem. Bu, bize kendimizi kötü hissettiren şeye bir anlam katar ve hatta bazı durumlarda da "kabul edilebilir" kılar. Suçluyu anlamak sadece onu affetmek amacına yönelik olmayabilir. Onun zayıflıklarını da tanımaya yardımcı olur. Filozof Paul Ricoeur'e kulak verelim: "İnsanları, ne kadar canice olursa olsun, sadece bu davranışlarıyla sınırlı düşünmeyin."
6-Kendine zaman tanıma
Affetmek asla olanları unutmak değildir. Çok çabuk affetmek kimseye kendini daha iyi hissettirmez. Önerilen, bunun kendiliğinden olması. Psikanalist Nicole Fabre "Bu sürecin aktif bir parçası olsanız da kendinize zaman tanıyın" diyor. Çok çabuk gerçekleşen bir af, suçlu tarafından tamamen aklanma olarak algılanabileceği gibi, affeden tarafın da kendini kandırmasına, bilinçsizce kin ve nefret hissetmeye devam etmesine neden olacaktır.
7.Yeniden hayatınızın oyuncusu olun
Gerçekten affettiğimizi nasıl anlarız? Psikanalist Rubin bu soruyu “Bize acı çektirene karşı kızgınlık ve hınç hissetmediğimizde ve olanlarla ilgili suçluluk duygusu kaybolduğunda” diye yanıtlıyor. Fabre’a göre de tartışılmaz diğer bir işaretse attığınız adımın hayatınıza yeniden hareket kazandırdığını görmek. Affetmek acının çözüldüğü, yaralanmış insana yeniden kendi hayatının oyuncusu olmaya hatta daha güçlü hissetmesine izin veren, onu özgürleştiren bir adım. Nicole Fabre “Affetmek büyümek, yani hayatta başkasına da yer açmaktır” diyor, “özgürleşmenin gerçek yolu, affetmenin ötesine geçmeye izin veren adımı atmaktır.” 

Görüldüğü gibi yaygın kanıya göre gurur ve onur kırıcı olduğu düşünülen “affetmek” olgusu aslında ne olanları unutmak, ne de hemen ve zorla verilmesi gereken bir tepki. Yapılanı hoş görmek veya kendi prensiplerimizin dışına çıkmak ya da karşımızdakini değiştirmek de değil; yapılan adaletsizliği unutmadan nefret ve kinin kökünü kazıyabilmek becerisi sadece…

Yeni Aktüel dergisinin 107. sayısından alıntıdır.

Hiç yorum yok: