
AFFETMEK ...........
AMA KİMİ ?
Son günlerin üzerinde en çok tartışılan konularından biri. Herkesin kendine uyan, kendince içselleştirdiği bir fikri var. Konu açıldığında gördüm ki çoğu kişi bu konu hakkında düşünmemiş bile; duyulan öfke ya çok derine itilmiş ya da hala üzerinden buharlar fışkırıyor. Garip olan şu ki kişiler bu kırgınlıklarının; kızgınlıklarını yönlendirdikleri kişinin değilde kendilerinin zarar gördüğünün ayrımında değiller. Olaya veya kişiye öyle odaklılar ki mantıksal bakış açılarını, analiz yeteneklerini kayıp etmişler. Tek bir pencereden ben, ben, .... diye sürekli kendi haklılıklarını ortaya koymaya çalışıyorlar. Halbuki düşünüşlerindeki ufacık bir değiştirme olaya yaklaşımlarını çok farklı yönlere çekebiliyor. Danışanlarımdan birinin anlattığı iki olay birbiri ile paralellik gösteriyordu. İlk olayda kişi kardeşi olduğu için affetme süreci çok kolay ve sorunsuz oldu. İkinci olayı ise bir türlü kabullenemeyip, af sözcüğünü dahi telafuz etmek istemedi. İki olay arasında ne fark olduğunu sorduğumda; çeşitli bahaneler sonunda; aslında ikisinin de kendini bir şekilde yaraladığını kardeşine gösterdiği affedici tutumu diğer kişiyede göstermeyi en azından düşüneceğini söyledi. Zaten sizi yaralayan kişileri öyle bir anda affetmek, olumsuzlukları silmek bir,iki günlük iş değildir. Süreç bazen hızlı bazende çok yavaş işler,yeterki farklı bir pencereden bakın, karşılığında emin olun kazandıklarınız kayıp ettiklerinizin yanında hazine değerinde olacaktır. Hadi gelin olaya farklı bakış açısı getirelim. (Ayrıca sizin öneri ve fikirlerinizide bu blogdan yayınlayalım. )
Her nedense acı veren küskünlüklerimizi, kırgınlıklarımızı içimizde bir banda sarar tekrar tekrar dinleriz,her dinleyişimizde silmeye çalışmaz üstüne kayıtlar yapar, o ilişki ile ilgili güzel olan şeyleride unutur sadece kötüye odaklanarak kendimize işkence eder buda yetmez gibi bu döngüyü senelerce sürdürürüz. Bunu bize bir başkasının yaptığını düşünün, hayatınızda bir dakika bile kalmasına izin vermezsiniz; o halde bu acı dolu anılara bağımlılık, tekrar tekrar kurgulamak kendimize yaptığımız bu zulüm neden? Bir düşünün hiç bir arkadaşınıza seninle falan gün filan yerde oturup ne güzel ağlamıştık!!! Dediğiniz oldumu, karşılıklı ilişkilerimizi hep neşe ,keyif ,eğlence üzerine kurarken niye kendimizi acı veren bir insana veya nesneye bağlı tutarız. Affetme her zaman başkalarını affetmek değildir; bazende bizim affedilmeye ihtiyacımız vardır.Bazen geçmişte kırdığımız bir kişi,yaptığımız bir hata belkide ölmüş bir kişiye karşı duyulan suçluluk yakamızı bırakmaz. Belkide isteyerek yapmamışızdır karşımızdaki insan hatırlamıyordur hatta farkına bile varmamıştır ama yaptığımız şey bizim vicdan kriterlerimize uymaz içten içe yaptığımızdan utanırız. Hele birde bu yaptığınızdan dolayı karşımızdaki kişinin gerçekten yaralandığını,üzüldüğünü görüyorsak bu vicdan azabı ölene kadar yakamızı bırakmaz. Boğazımıza tıkanan, sırtımızda taşıdığımız ağır taşlar olur, zamanla çeşitli hastalıklar, tıkanmış ilişkiler, enerjilere vs. vs. döner. Kendi zihninizde geçmişe bir nokta koyup yeni ufuklar açmak;affetiğiniz her kişi yerine sevdiğiniz bir kişinin hayatınıza girmesine izin vermek, yüreğinize huzur, bedeninize sağlık vermek; sanırım bunlara değer. Tek yapacağınız şey değersizin yerine değerliyi koymak. Amerika'da Stanford Üniversitesin de yapılan araştırmalarda affetme terapisine giren hastaların büyük bir çoğunluğunda ruhsal sıkıntılarının yanında miğde, baş ve sırt ağrılarından,tansiyon sorunlarından da kurtuldukları gözlemlenmiştir. Hiç bir şey için olmasa da sağlığınız için bir adım atmaya değer değilmi ??????
Bir adım geriye çekilin ve olayları olabildiğince tarafsız gözle görmeye çalışın. Meseleye farklı bir açıdan bakın, çok yakından bakmak görüşünüzü bulandırır olayları netleştiremezsiniz. Öfkenizi, kininizi, nefretinizi bir kenara koyun; siz o olun, onun şartları ile o gibi düşünün.Aynı şartlarda olsaydınız siz nasıl davranırdınız; biraz empati kurmaya çalışın. Hiç kimse saf kötü veya saf iyi değildir.
Seçiminizi affetmeden yana kullanırsanız bu sizin seçiminiz olmalıdır başkasının dayatması değil. Bu süreçten geçme çok hızlı olmayabilir, sizi affetmesini istediğiniz kişi bunu kabul etmeyebilir; bunlar sizi yıldırmasın burdaki tek amaç sizin özgürleşmenizdir.Affetmek kolay değildir;öğrenilebilir, gereklidir; yaşamınızı kendi kontrolünüze almak,özgürleşmek için gereklidir.Nefret dolu bir yaşam, mutsuz bir yaşamdır. Affetmek büyük bir cesaret işidir;affetmeme kin, nefret,duygusal tükenme ve insanı içten içe yıkan kişinin kendisi ile inatlaşmasıdır. Affetmek derken bir suçu,suça teşviği,kötülüğü kastetmiyorum; affedilecek olan duygudur; bizi yoran, engelleyen duygularımız ki bunlardan da gereken dersleri almışızdır.
İnansakta inanmasakta evrensel bir düzen vardır. Yaşadığımız dünya belirli yasalar üzerine kurulmuştur.Kimileri buna Karma der kimileri İlahi Adalet. Bu yasalar okadar güzel işler ki biz affetsek de affetmesek de her şey hallolur,belli bir düzene oturur, sorunlar çözülür, İlahi Adalet mutlaktır ve adildir. Allahın parmağıda vardır, gözde oyar. Yapılan kötülük Adem'den buyana kimsenin yanına kar kalmamıştır. Affedin ve unutun bunu kendinize verdiğiniz bir hediye olarak görün. Unutun ki geçmişin hatalarını geçmişte bırakın; bu gününüzü zehirlemeyin ve yaşamdan azami zevk alın, kendinizi yolunuzu aydınlatacak daha fazla işler yapabilme enerjisinden mahrum bırakmayın.Hayatınıza keyif alacağınız yeni dostlara, yeni aşklara, güzelliklere yer açın; bırakın kış soğundan sonra içinize ılık bahar esintileri dolsun. Doğa gibi yenilenin, çoğalın, her şey paylaşıldıkça çoğalır.
Başkalarının yaptığı hatalardan dolayı öfkelenirsek onları değil kendimizi cezalandırmış oluruz.
Emmanuel Kant

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder